Review: Seher

Seher by Selahattin DemirtaşMy rating: 0 of 5 stars İlk tepkimin -Demirtaş’ın mizahi dilini de düşünerek- “hoş bir kitap olmuştur muhtemelen” olduğunu hatırlıyorum. Ama şimdi okuyunca bunun çok ötesinde olduğunu düşünüyorum. Alegorik, mizah, dram… Kiminde “bunu bende yazabilirdim” dedirtecek kadar yakın ve içten (ama herkes yazmıyor işte)… Kimin de Yeşilçam […]

Review: Kapitalizmin Yedi Kültürü

Kapitalizmin Yedi Kültürü by Charles Hampden, Turner ve Alfons TrompenaarsMy rating: 0 of 5 stars Kapitalizm sadece kapitalizm değildir, bundan daha fazlasıdır, bir dayatma değil doğrudan toplumlarca ve binlerce yıllık kültürlerin üzerine inşa edilmiştir. Bu yüzden her toplum kendi kapitalizmini yaratır bu anlamda ve kapitalizmin sürekli kendisini yenileyebilmesinin dinamiğini de […]

Dünyayı Değiştiren Şirket

Dünyayı Değiştiren Şirket by Nick RobinsMy rating: 5 of 5 stars İnsan toplumu için “gelişmenin” anlamı, yaşam boyu karşılaştığı kısıtlardan kurtulmak; başlangıçtan bugüne “bir gün daha yaşamak”, gelişmenin günlük yaşamına etkisi belirgin oldukça buna eklenen bir diğeri de “yarın bugünden daha rahat yaşamak”.İnsan, bunları “birlikte” daha kolay yapabileceğini fark ettiğinden […]

Görmek

Görmek by José SaramagoMy rating: 5 of 5 stars Bir süredir “bir ara okunmayı bekleyen” kitaplarımın arasındaydı, meğer günün anlam ve önemi T A M A M olsun diye bekliyormuş.Hiciv gerçekle mümkün. Saramago’da devlet ve iktidar ile temsili demokrasi ve seçimi, tariflenen gerçekliklerinin sınırına kadar taşımış hem, hem de sınırın […]

Marka Yaratmak

Chris Grams’tan “Reklamsız Marka Yaratmak”, Kitap Kulübü‘nün Haziran kitaplarıyla geldi (benim de bu ay okuduğum 4. kitap oldu). Henüz bitirmedim (5. bölümün sonuna kadar geldim) ama şu ana kadar en çok aklımda kalan kısmı buraya yazmadan da duramadım: 1- Bir marka yaratmak istiyorsanız marka topluluklarına ihtiyacınız var. 2- Bunun için […]

“Aradaki 7 Fark”ı bulmak lazım!

Farkı, duygusal dokusu belki de. Okumaya başlayıp da üçüncü hikayeye geldiğimde “herhalde bir buzdolabı hikayesi bu” diye düşünmüştüm ama sıcacıktı. Herhalde yazarı kelimelerin metaforik güçlerine inanan biri olmalıydı. Şimdiki gençliğin bu zamanları nasıl algıladığını merak ediyorsanız, o zaman illaki okumalısınız derim, malum halen sesi en çok duyulup sözü “en çok” […]

Bilginin hazırcı yamyamlarına inat! “Hepimiz Yamyamız”

Sosyal bilimlerin pek çok alanına özel ilgim var. Üzerine çok okuduğumdan olsa gerek, kimi yazarları ve yazılarını “farklı” bulurum. Farkı da “bilgiden” ileri gelir, daha doğrusu o yazıyı yazdıran motivasyonda “bilginin” ilk sırada mı yoksa ikinci sırada mı olduğundan. Örneğin sosyolojiyi ele alalım. Bir disiplin olarak sosyoloji, en başta önyargısız […]

“Alışmamanın Kuramcısı” Foucault

“Aslında bütün kitapları aynı soruyu sormuştur: ‘İnsan kendini deli olarak algıladığı zaman, kendini hasta olarak gördüğü zaman, kendini canlı, konuşan ve çalışan bir varlık olarak düşündüğü zaman, kendini suçlu olarak yargılayıp, cezalandırdığı zaman hangi hakikat oyunları aracılığıyla kendini kendi varlığını düşünmeye verir?’ Ve nihayet: ‘İnsan hangi hakikat oyunlarından yararlanarak kendini […]

Kırmızı Saçlı Kadın

Okuduğum ilk Orhan Pamuk kitabı Yeni Hayat’tı. Yayınlandığı zaman üzerinde kopan fırtınaya anlam verememiş, beğenmiş ve kendimce bir anlam çıkarmıştım. Yakınlarda, Türkiye’yi sarsan canlı bomba saldırılarının ardından sokaklardaki tedirginliği (ve elbette kendi tedirginliğimi de) hissedince, Yeni Hayat’ta kaza sırasında otobüsün camından gördüğü meleği bulmak için herşeyi bırakıp hayatını şehirlerarası yolculuklarda […]

Uygarlıkların Grameri

Toplumlarda yaygın tarih bilgisi, güncel aidiyetlere göre verilmekte ve alınmakta. “Millet” eksenli ya da “din” eksenli gibi. Bunun sonucunda da biz tarihi ya devletler üzerinden ya da inanç eksenli ama gene devletler üzerinden okuruz. Bunun karşısında bir diğer yaygın tarih okuma biçimi de Marksizm akımıyla birlikte önce sınıfsal çatışmalar, ilerleyen […]