Her ne kadar hükümet “asgari ücrette vergi diliminden kaynaklı kaybın telafi edildiğini” söylese de uygulama da kayıp olduğu bir gerçek. Bunun da nedeni, 2018’de çıkan yasadaki düzenleme.

Bilindiği gibi Gelir Vergisi dilimleri her yıl Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir. 2019 yılı vergi dilimleri;

18.000 TL’ye kadar % 15,

40.000 TL’nin 18.000 TL’si için 2.700 TL, fazlası % 20,

98.000 TL’nin 40.000 TL’si için 7.100 TL, (ücret gelirlerinde 148.000 TL’nin 40.000 TL’si için 7.100 TL), fazlası % 27,

98.000 TL’den fazlasının 98.000 TL’si için 22.760 TL, (ücret gelirlerinde 148.000 TL’den fazlasının 148.000 TL’si için 36.260 TL), fazlası % 35 şeklinde belirlenmiştir. Gelir elde edenlerin Ocak ayından itibaren kazançlarının vergi matrahına tekabül eden kısımlarının kümülatif toplamı vergi dilimini geçtikçe, matrah üzerinden alınan vergi oranı da artar.

Esasında 2015 yılından beri asgari ücret vergi dilimi artışına yakalanıyor ve bunun da esas nedeni hükümetin vergi artış dilimlerini sınırlı belirlemesi, enflasyonun hatta kamunun yaptığı zam oranlarının dahi altındaki artış oranlarının gayesi ise devletin gelir vergisi tahsilatını artırmak. Bunun da esas yükü ücretli çalışanlarca karşılanmış oluyor.

Hükümetler 2015 yılından itibaren çıkardıkları geçici kanunlarla çalışanların artan vergi diliminden kaynaklı olarak yılın bir döneminde net geliri asgari ücretin altında kalanlara, aradaki farkı AGİ’lerine yansıtmak suretiyle telafi ettiler. 2018 yılında yayınlanan 303 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile de uygulamayı geçici olmaktan çıkarıp kalıcı hale getirdiler.

Ama geçici uygulamalarla 2018’de kalıcı hale gelen uygulama arasında fark var. Şöyle ki, 2018’e kadar çıkarılan geçici yasalarda ölçü alınan sadece net çıplak ücretti. 2018’de yayınlanan 303 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliğin 14. Maddesinin 7. Fıkrasında “Hizmet erbabına yapılan ve gelir olarak kabul edilen tazminat ve prim gibi mutat olmayan ödemeler, esas itibariyle yıllık bazda ücretlinin gelirini artırdığından, bu ödemeler nedeniyle üst dilime girilmesi nedeniyle aylık net üretin düştüğünden söz edilemeyecek ve ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.” Denilmek suretiyle çıplak ücret yerine giydirilmiş ücret tanımı getirilmiştir. Ayrıca fıkrada “tazminat ve prim gibi” ve “mutat olmayan” denilerek bordroya yansıtılan tüm “gelirler” işaret edilmiştir.

İş kanununda ücret “işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar (hizmet karşılığının mal olarak verilmesi) ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.(konut, araç sağlanması vb.) Gerçek kişilerin bir takvim yılı içinde elde etmiş oldukları ücret gelirleri gelir vergisine tabidir. Ücret bedensel ya da zihinsel bir emek karşılığında işverenden elde edilen hasılayı ifade eder. Bu hasıla para şeklinde olabileceği gibi ayni (hizmet karşılığının mal olarak verilmesi) veya para ile temsil edilebilen menfaat şeklinde de olabilir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı, mali sorumluluk tazminatı, tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık ilişkisi niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması bile ücretin niteliğini değiştirmez.” Şeklinde tanımlanmıştır. Buradan hareketle çalışana nakit ödenen yol parası, istisna dışı yemek bedeli gibi ödemeler de ücret kabul edilmekte ve kümülatif vergi matrahını artırıcı rol oynamaktadırlar.

Yani pratikte aylık geçimi için harcayabileceği para esasında asgari ücret kadar olan çalışan, işe gelip gidebilmesi için ödenen yol parası da bordrosuna yansıdığı için, vergi dilimi aşımından dolayı gelir gerçekte asgari ücretin altında bir gelir elde etmekte. İşte bu tamamen 2018’de yayınlanmış olan 303 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile tanımlanmış İlave Asgari Geçim İndirimi Düzenlemesi kaynaklıdır.

Bir Cevap Yazın