Toplum “biz” olmaktan çıkarken

in Emrullah Kandemir by

Yeni yılın ilk yazısı böyle olmamalıydı ama maalesef iyi bir girişimiz de olmadı. Muhtemelen fanatik bir cihadcının Reina’da yeni yılı eğlenerek karşılamaya hazırlanan silahsız insanlara el bombaları ve kalaşnikofla düzenlediği saldırı son açıklamalara göre 39 insanın ölümü, 70’e yakınının da yaralanmasıyla sonuçlandı.

İstanbul’un göbeğinde, doğrudan yaşam tarzını hedef alan böyle bir saldırının bu tarzla yapılabilmesi (valilik ve emniyet açıklamalarına göre yollarda sürekli bir kontrol hali söz konusu ve mekana gidebilmek için en az üç ya da dört kontrol noktasından geçmek gerekiyor) ve ardından da saldırganın kaçabilmesi, pek çok insanın kendini güvende hissetmediği bir iklime hızlıca bir geçiş gibi algılandı muhtemelen, üstelik Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un açıklamaları da (mealen, “yetkililer yapabilecekleri her şeyi yapmışlardı, kimsenin kusuru yok, vatandaşlarımız daha tedbirli olsunlar”) bu psikolojiyi beslemekten başka bir işe yarayacak gibi de durmuyor.

Dünya genelinde etkisi gitgide hissedilen “statukonun değişim sancıları”nın bu ülkeye de yansımaması düşünülemezdi elbette. Böylesi bir zamanda siyasetten beklenen de, değişimin olabildiğinde sancısız ve toplumun kendine güven duygusunu en azından zedelemeden gerçekleşmesi için liderlik yapabilmesidir.

Bizde ise siyaset kurumunu, bu anlamda topyekun başarısız maalesef. Özellikle son dört beş yıldır, niyeti kendinden menkul bir şekilde, hemen her alanda geçmiş politikalarını ters yüz eder şekilde davranan ama elini attığı pek çok şey de (Suriye, demokratikleşme, AB, ekonomi vs.) elinde kalan Ak Parti iktidarı, öyle görünüyor ki tüm başarısızlıklarının sonucu olarak ülke içinde de kontrolü büyük oranda kaybetmeye doğru gidiyor. Hal böyle olunca da ortaya çıkmış ve çıkmakta olan boşluklar, iktidar neredeyse ayrımsız bir şekilde tüm muhalefeti de aynı kefeye koyup üzerilerine aynı tarzla gittiğinden, tek birleştirici yanları iktidarı sevmek ya da sevmemek olan ama bu arada toplumu da parçalayan, ortak aklını tamamen “inanç” ve/veya “ideoloji” temelli oluşturmaya meyilli “gruplarca” dolduruluyor.

Korkum o ki, böyle giderse bu toplum, bu değişimden çok fazla yaralanmış ve parçalanmış halde çıkacak.


Sizin yorumlarınız