2017’de başlayan bir yüzleşme akımı #MeToo. Özellikle eğlence dünyasından kadınlar, aynı dünyanın “güçlü” erkeklerince uğradıkları cinsel tacizleri anlatmaya ve bu konuda haberler yaygınlaşıp da farkındalık artmaya başladığında, ben de dâhil pek çok insan “iyi oldu”, “oh olsun şimdi yapanlara” tarzı tepkilerle karşıladık durumu. Türkiye’de artık kabullendiğimiz “kadının beyanı esastır” anlayışının da etkisi olmuştur tepkilerimizde. Hemen hepimiz, konuların ortalığa saçılmasının ve faillerin cezalandırılmasının ciddi bir caydırıcı etkisi olacağına, kadınların özellikle iş hayatlarında artık daha rahat olabileceklerine inanmıştık.

Ancak Houston University’den yönetim profesörü Leanne Atwater (kendisi de bir kadın), bu durumun genelin kabul ettiği gibi gitmeyebileceği ve bazı nahoş sonuçlara da yol açabileceğinden korkmuş, 2018’de de korkularının karşılığının olup olmadığını anlamak için bir araştırma başlatmış. Harvard Business Review Türkiye’nin Eylül sayısında rastladığım araştırma sonuçları, Atwater’in korkularının temelsiz olmadığını ortaya koymuş.

Sonuçlara göre #MeToo hareketinin ardından işyerlerinde üstelik hem erkek hem de kadın yöneticilerde kadınları işe alma, bir kadınla birlikte çalışma, kadınları sosyal etkileşimlerin dışında bırakma, bir kadınla birebir görüşme yapma noktalarında ciddi çekinceleri oluşmuş durumda.

  • Çekici kadınları işe almaya daha isteksiz olurum diyen erkeklerin oranı %16, kadınların %11.
  • Erkeklerle yakın kişilerarası etkileşim gerektiren pozisyonlar için kadınları işe alma konusunda isteksiz olurum diyen hem erkeklerin hem de kadınların oranı %15.
  • Tacize uğradığını söyleyen kadın sayısı arttıkça erkeklerin kadınları suçlama oranı artacak diyen erkeklerin oranı %30, kadınların %43
  • Kadınların sosyal etkileşimlerin dışında bırakılacağını olası gören erkeklerin oranı %22, kadınların %44.
  • Kadınlarla birebir görüşme yapmaya isteksiz olunacağını düşünme oranı erkeklerde %41, kadınlarda %57.

Makaleyi okuyunca ve üzerinde bir kez daha düşünce sonuca şaşırmadığımı da itiraf etmeliyim. Hareketin başladığı dönemdeki ben dahil pek çok insanın, artık bu işlerin eskisi kadar kolay olamayacağını düşünme noktasında haksız olmadığımızı aslında sonuçların doğruladığını düşünüyorum. Eksik olan, erkek egemen bir dünyada bunun sonuçlarına yönelik iyi niyetli naif beklentilerimizdi. Ne iktidarı paylaşmak o kadar kolaydır ne de hegemonik kültürün yetiştirdiği bireylerin o kadar hızlı değişmesi mümkündür. Daha gidilecek çok yol var.

Bir Cevap Yazın