Kademeli emekliliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte eski düzenlemeye göre emekliliği hakkeden ya da bir süre sonra hak edecek olan çalışanlar garip bir durumda kaldılar. Sigortalı gün ve prim gün şartlarını yerine getirmiş ama yaşa takılmış birisinin önünde şöyle bir ikilem oluştu. Ya yaşını da doldurana kadar çalışacak ya da istifa edip yaşının dolduğu gün emekli maaşının bağlanmasını bekleyecek ama bu durumda da istifa etmiş sayılacağı için normal olarak emekli olurken almaya hak kazanacağı kıdem tazminatından vazgeçmiş olacaktı.

Yasa koyucunun da baştan hesaplamadığı anlaşılan bu, çalışanı bir nevi “kürek mahkumuna çeviren” garabet, 1999 yılında kademeli emekliliğe geçişi düzenleyen 4447 sayılı yasada yapılan bir değişiklikle giderilmeye çalışıldı. Buna göre sigorta başlangıç tarihi 8 Eylül 1999’dan önce olanlar, 15 yıl ve 3600 gün prim ödeme şartını yerine getirdikleri takdirde kendi istekleriyle işten ayrılsalar bile kıdem tazminatını alabiliyorlar. Başlangıçta oldukça belirsizlikler taşıyan ve defalarca yargıya giden bu yönlü talepler, gerek Yargıtay’ın olumlu kararları ve gerekse SGK’nın 2009 yılından itibaren şartlarını yerine getirmiş dileyen herkese “Kıdem tazminatı alabilir” yazısı vermesiyle kolaylaştı ve 4A’ya tabi sigortalılar için sorun çözüldü. Şimdiki durumda 4A kapsamlı, 4857 sayılı İş Kanununa bağlı her çalışan bu haktan dilediği zamanda yararlanabiliyor, kıdem tazminatını aldıktan sonra başka bir işe girip çalışabiliyor ve yeni işyerinde de kıdem tazminatının hakediş koşulu olan en bir yıllık çalışma süresini tamamladıktan sonra dilerse SGK’dan yeniden bir yazı alıp bir yıllık kıdem tazminatını da talep edebiliyor.

Ancak halihazırda bu yasa 4857 sayılı İş Kanununa tabi çalışanları kapsıyor. 4857 sayılı yasanın kapsam dışında saydığı, örneğin Deniz İş Kanununa tabi çalışanları kapsamıyor. (Bir dönem Basın İş Kanununa tabi çalışanlarında bu haktan yararlanamayacağı düşünülürdü ama Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 2013/8444 esas 2015/1828 Karar no’lu Kararında “4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin 2. fıkrasında, “Bu Kanun, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır” hükmüne, yine aynı Kanunun 4. maddesinde istisnalar arasında 5953 sayılı Yasa kapsamında çalışanlar gösterilmediğine işaret ederek basın çalışanlarıyla ilgili 5953 sayılı Yasa kapsamında çalışanlar bakımından istisnaen İş Kanunu hükümlerinin uygulanması mümkün görmüş; 5953 sayılı Yasa’da boşluk bulunan hallerde boşluğun, her iki kanun arasındaki denge ve çalışma yaşamı gereklerine uygun olarak 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri ile doldurulması gerektiğini vurguluyor.” “4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte olan 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde işçiye yaşlılık aylığı tahsisi halinde kıdem tazminatı ödeneceği öngörülmüş olmakla, aynı hüküm emeklilik suretiyle ayrılan gazeteci yönünden de uygulanmalıdır. Bu noktada davacı gazetecinin kıdem tazminatına hak kazandığı kabul edilmelidir.” diyerek Basın Çalışanlarının kapsam dahilinde olduğunu ilan etti.

Ancak Deniz İş Kanununa tabi çalışanlar açısından durum bir yargı kararıyla çözülecek gibi değil, daha doğrusu yargının bu yönde bir karar vermesi pek mümkün görünmüyor, çünkü denizde çalışanlar, 4857 sayılı İş Kanununda açıkça kanunun kapsamı dışında sayılıyorlar.

Bir not daha; 15 yıl ve 3600 günü gerekçe göstererek işyerinden istifa eden ve kıdem tazminatı talep edenlerin, işten ayrıldıktan sonra bir başka işe girmelerinde sorun yok. Ancak çalışanın gireceği işi önceden ayarlamış, anlaşmasını yapmış olması halinde, konuda yargıya giderse, yargı niyetin açıklandığı gibi olmadığından hareketle tazminatın iadesine karar verebiliyor.

Bir Cevap Yazın