Masalların tarifi / ne olduğu üzerine genel kabuller var ama “masalın” etik kaygısı üzerine pek yok. Masalın tarifinden başlarsak a) anonim olduğunu, b) nesilden nesile sözlü aktarıma dayalı geleneksel olduğunu, c) hayal ürünü olağanüstülükler içerdiğini d) gerçek kaygısı olmadığını tam tersi gerçek olmadığını bizzat masalın vurguladığını e) zamansız olduğunu / -miş’li geçmiş zaman vurgusuyla seslendirilmekle birlikte o –miş’li geçmiş zamanın herhangi bir zaman olabileceğini, sayabiliriz.
Böyle bakınca masalın muradının ne olduğu sorusu ortaya çıkıyor ki, buna da birkaç kısa başlıkla bakabiliriz.
                Masalı dinleyen, haliyle kendi düşünce kalıpları içerisinde anlam arar. Bu ise masalın anlam düzeyinde kuşaklar bağlamında köksüzleşmesini ya da hafifinden sertçe savrulmasını getirir. Ama Collingwood’a göre masalı modern öncesi insanın düşünsel kalıplarıyla değerlendirmek gerekir. Collingwood, bu noktada ilkel insanı, modern doğabilimsel yöntemle anlamaya çalışmanın onu biz (modern insan)’dan ayrı olarak nesneleştireceğini ve bu yüzden de kimi davranışlarının kolayca mantıksız, akıl dışı, ahmakça vs. değerlendirilmesine yol açabileceğine dikkat çeker. Bunu da modern zamanın faydacılık ilkesi üzerinden örnekler, yani kendi yaşamını faydacılık ilkesi üzerine inşa etmiş olan modern insanın, modern öncesi insanın davranışının nedenini indirgemeci bir bakışla değerlendireceğine dikkat çeker. Bunun yerine tarihsel bir bakış açısıyla ele almayı önerir.
                Masallara ilişkin son zamanlarda dikkat çeken bir –yeni- görüş, bunların yakın dönem (18. Yy) yazar ve entelektüelleri tarafından yazıldığı ya da günün koşullarına göre istenen mesajı vermesi için kimi değişikliklere uğratıldığı. Grimm masallarının orijinallerinin hiç de çocuklara anlatılmayacak derecede yüksek gerilim ve kabul görmemiş cinsellik içerdiği ama bizzat Grimm kardeşlerce başlatılan bir gelenekle belki on kez “yumuşatıldığı”nı düşünürsek, bu yeni görüşü ciddiye almak gerekir.
                Bir başka bakış, masalların –belki çıkış noktasında, belki daha sonrasında- mit’lerin dayattığı, güçlü tanrıların, kadiri mutlak doğaüstü güçlerin zamanlarından bunalmış insanın bir başkaldırısı, başedebileceği olağanüstülükler dünyasıyla o eski “sadece kadere teslim bir mahkûm olduğu” dünyadan kurtulma çabası olduğu şeklinde.
Bunlar çoğaltılabilir elbette. Nihayetinde hepsi insana dair ve insan, sürekli üzerine ekleyerek değişen bir tür. Ama bence masal, her durumda bir mesaj. Amacı, hangi tür durumlarda insanın, başka insanlara nasıl davranmasının doğru olacağını belletmek. Nesilden nesile aktarım yoluyla bunu toplumsal sözleşmesinin aktif parçası kılmak. O mesajsa kadim ve tamamen içgüdüsel; “iyi” hep kazanır, “kötülük” yapmak isteyen –masalın sürekli aktarımıyla- yapmadan önce bir daha düşünsün! Ama saf bir mesaj değildir bu, daha çok İtalyan mafya kanunu gibidir; “sen benim yakınlarıma dokunma ki, ben de senin yakınlarına dokunmayayım!”

Bir Cevap Yazın