Bilindiği gibi “ithalatta olduğu gibi yurtiçinde yabancı paraya dayalı olarak yapılan teslim ve hizmetlerde bedelin tamamen veya kısmen sonradan tahsil edildiği durumlarda, kur farklarının da matraha dahil” olup olmadığı bir tartışma konusuydu. 
Her ne kadar Maliye, 2014 yılında yürürlüğe giren 1 seri numaralı KDV Genel Uygulama Tebliği’nde “Kur Farkları bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkı esas itibarıyla vade farkı mahiyetinde olduğundan, matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmek ve faturada gösterilen kur farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanır. Bedelin tahsil edildiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması halinde, kur farkı tutarı üzerinden alıcı tarafından satıcıya bir fatura düzenlenerek, teslim ve hizmetin yapıldığı tarihteki oran üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.” demek suretiyle kur farkında KDV hesaplanmasından yana tutum almış olsa da, açılan bir dava üzerine Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 13.12.2017 tarih ve E:2017/548, K:2017/606 sayılı kararıyla KDV Kanunun 24’üncü maddesinde yer alan “gibi” ifadesinden yola çıkılarak kur farkının vade farkı mahiyetinde olduğu kabul edilmek suretiyle katma değer vergisi matrahına dahil edilmesi, hukuk devletinin unsurlarından biri olan hukuki belirlilik ilkesiyle bağdaşmadığı gibi dava konusu Tebliğ ile katma değer vergisi matrahına ilişkin hükümlerin yorum yoluyla genişletilmesi, vergilendirmenin temel öğelerinin kanunla belirlenmesi gerekliliğini de kapsayan verginin kanuniliği ilkesine de aykırılık oluşturmaktadır.” diyerek, verginin kanuniliği ilkesinden hareketle kur farkının matraha dahil edilmemesi gerektiğini söyleyerek Danıştay 4. Daire’nin aksi yöndeki kararını bozmuştu.
 
Hukuken Danıştay 4. Daire’nin davayı yeniden görmesi ve Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun karaına uygun olarak Tebliğ’in ilgili kısmını iptal etmesi bekleniyordu. Bir diğer beklenende, “devletin aldığı vergiden kolay kolay vazgeçmeyeceği” realitesinden hareketle, Kur farkında KDV’nin kanunlaşmasıydı. 
Sonuç olarak da bu oldu. 30 Kasım tarihinde Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ve 7 Milletvekilinin TBMM’ne sunduğu Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, 17 Ocak’ta TBMM Genel Kurulunda  kabul edilmesinin ardından 18 Ocak’ta da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalanarak Resmi Gazete’de yayınlandı.
7161 Kanun numarasıyla yayınlanan Kanunla “MADDE 18- 3065 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine “fiyat farkı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “kur farkı,” ibaresi eklenmiştir.” denilerek, kur farkının matraha ilavesi ve KDV hesaplamasının devam etmesi, kanunlaştırılmıştır.

Bir Cevap Yazın